|
Van Gölü - Niyazi Altılar
Uçakla Van'dan Ankara'ya veya İstanbul'a giderken,önce büyük bir mavilik ile yüz yüze gelirsiniz. Yani Van Gölü. Sonra yazın kahverengiye, kışın beyaza bürünmüş yalçın ve ağaçsız dağların ardından Keban barajının dantelsi görünümünü görürsünüz. Bir volkanik oluşum olan Van gölü, durgun havalardaki kıpır kıpır yüzeyi, kendine has o engin ve sakin maviliğiyle insana derin bir huzur verir. Öte yandan Van Gölü, yaz sıcağında serinlemek için bulunmaz bir nimettir. Göl kıyısında insanlar, dalga sesleriyle uyanır sabahları, geceleri yakamoz izler, güneş de tıpkı denizde batar gibi suların içinde eriyip gider.
Van Gölü'nün etrafı, yaklaşık 150 çeşit kuş türünün yaşadığı adeta bir kuş cenneti ve mesire alanı olup, kıyılarının yarıya yakını plaj olmaya elverişlidir. Bağrında dört büyük ada bulunan Van Gölünün oluşması ilginçtir. Nemrut yanardağının patlamasından çok önceleri Tatvan ilçesine yakın yerlerde çukurda küçük bir gölün olduğu ve bu gölün suyunu Bitlis deresine verdiği sanılmaktadır. Sonradan Nemrut Dağı nın patlaması ve lavların dökülmesiyle Van Gölü havzasını Bitlis ve Muş Havzasına bağlayan vadi kapanmış, zamanla Rahva Düzlüğü oluşmuştur. Bundan sonra dışarıya suyunu veremeyen havzada biriken su miktarı artmış ve Van Gölü oluşmaya başlamıştır. Muhteşem manzarasının yanı sıra, tarih ve kültürün iç içe geçtiği tabiatıyla da ön plana çıkar.
Dört mevsim, her saatte farklı bir renk alan, gündoğumu ve günbatımının muhteşem olduğu göl, bölge turizmine önemli bir katkı sağlamaktadır. Sahil boyunca henüz yapılaşma ile bozulmamış koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış kıyılar görülmeye değerdir.
Nemrut volkanının patlaması sonucu oluşan, dışarı akışı bulunmayan ve yeryüzünün en büyük sodalı gölü özelliğine sahip Van Gölü bu gün ölümle pençeleşiyor.
Van Gölü'nün kirlenmesi başta Tatvan ve çevresinde ekolojik dengenin ne kadar bozulduğunu gözler önünü sermektedir.Tabiatın hoyratça kullanımı Van Gölü bunu kirlenmişlik olarak iade ediyor.
Van Gölü'nün kirlenmesi bizim temizlik anlayışımızı açıkça gözler önüne sermektedir.
Van Gölü tabii olarak kapalı bir göl olduğu için kirlenme tehlikesine karşı savunmasız durumdadır. Başta, Van'nın arıtma tesisi olmak üzere göle kıyısı olan köy ve ilçeler de atıklarını göle akıtmaktadır. Buna bir de son yıllarda Van Organize Sanayi Bölgesinin atıkları eklenmiş durumdadır. Bundan dolayı, Van Gölü kıyılarının % 22.'si çok kirli durumdadır. Gölün 18 farklı yerinden alınan su numunelerinden anlaşıldığına göre kirliliğin yüksek olduğu yerlerin tamamı yerleşim alanlarındadır. Kirliliğe en çok, kanalizasyon atıkları sebep olmaktadır. Bundan başka, kıyıya yakın foseptik çukurlarından oluşan sızıntılar, yerleşim yerlerinin içinden geçen derelerin göle katı ve sıvı atık taşıması, piknik yerlerini ve sahillerin çöplerle kirlenmesi, çimento ve şeker fabrikalarının atık suları, gölde yün yıkanması ve dalga erozyonuyla göle toprak karışması gibi faktörler de gölün kirlenmesine katkı yapmaktadırlar. Bugün, göl kıyılarındaki kumsalların yaklaşık % 40'ı girilemeyecek kadar kirlenmiştir. Kirlenmenin bu şekilde sürmesi halinde, gölün 25 yıllık ömrünün kaldığı sanılmaktadır.
Van Gölü'nün, çevresindeki yerleşim birimlerinden kanalizasyon atıklarının akıtılması ve erozyon nedeniyle hızla kirlendiği, önlem alınmazsa yakın gelecekte yok olabileceği sinyalleri veriliyor.
Van Gölü'nün kirlenmesinin en büyük nedeninin, göl çevresindeki yerleşim birimlerinde 1 milyon insanın kanalizasyon atığının yeterince arıtılmadan göle akıtılması ve erozyondur. Bunlar gölde çökelmeye, kimyasal ve biyolojik kirlenmeye neden oluyor. özellikle son yıllardaki bakteriyel kirlenmeyle, çok sayıda hastalık oluştuğunu biliyoruz.
Van Gölü'ne yakın yerleşim yerlerinde gelen kanalizasyon atıkları direk Vangölü'ne akmaktadır.Bunu önlemenin yolu da AB standartlarında arıtma tesislerinin acilen kurulmasıdır.Van Gölü olmazsa Tatvan ve Van hiçbir anlam ifade etmezler.Önlem alınamazsa bir dönem Haliç'in içine düştüğü duruma düşebilir.Van Gölü'nde kirlilik yüzde 40'lara çıkmıştır.Bu da demektir ki bu gidişat devam ederse Van Gölü'nün 25 yıllık bir ömrü kalmış demektir.
Gözle görülmeyen, ancak gölü temizleyen canlıların bile artık gölü temizleyemediğini, göl çanaklarının, su yerine başka maddeler dolmuştur.Göldeki kirlilik, besin zincirini olumsuz etkilemekte, zararlı maddenin canlıdan canlıya aktarılmasına neden olmaktadır. Koku ve bakteriyel kirlenme, göle yakın yerde yaşayan insanlara zarar verebilir. Her gölün bir taşıma kapasitesi vardır. Ancak Van Gölü'nün bu kapasitesi artık zorlanmaktadır. Gölü, yakın bir tarihe kadar kaybedebiliriz.
Van Gölü'nü bu kirlilikten kurtarmanın yollarından biri de halka temiz çevre bilincinin gelişmesi için çalışmalar yapılmalıdır.Bu konuda çeşitli kampanyalar düzenlenmelidir.Gerekirse dünya kamuoyunun dikkatini bu kirliliğe çekmek için çeşitli girişimlerde de bulunulabilir.
Van Gölü'ne kıyısı bulunan belediyelerin çok ciddi ve ortak bir zeminde hareket etmeleriyle Van Gölü'nün kurtarılması için seferber olmaları gerekir.
Yörenin geleceği ve gözbebeği olan Van Gölü'nün bu kirlenmişlik hali hepimizi tedirgin etmektedir.
Özetle Van Gölü'nü bu kirlilikten kurtarmak için şunlar yapılmalıdır:
*Halka çevre ekolojik bilinç kazandırılmalı,
*Acil eylem planı hazırlanmalı,
*Bu yönde politikalar üretilmeli,
*Bir sivil toplum platformu oluşturulmalı,
*Ortak karar alınacak bir komisyon oluşturulmalı,
*Bu konuda eğitim çalışmalarına hız verilmeli,
*Çöp alanları rehabilite edilmeli,
*Arıtma tesisleri kurulmalı ve mevcut olanların kapasiteleri artırılmalı.
*Erozyonu önleyecek projeler hazırlanmalı,
*Van Gölü havzasında yapılacak sanayi alanları da göle zarar vermeyecek şekilde planlanmalı.
Niyazi Altılar - Yazar
Yazdır | 05-08-2008, 13:49:00 | BageR | 313 x defa okundu
|
|
|
yaklaşık 3 sene kadar tatvanda görev nedeniyle bulunmuştuk gercekten çok özlüyorum tatvan ve van gölünü keske tekrar gidebilme şansım olsa ne olur iyi bakın oralara allaha emanetsiniz...